Muhterem Müminler!

Bu haftaki hutbemiz, Allah korkusu hakkında olacaktır.

Allah korkusu, kişi için günahtan koruyan bir kalkandır. Cenab-ı Hakk’ın makamından ve hesabından korkmak, ilim ve amel üzere devam etmeye sevkeder.

         Her müslüman, Allah’ın nimetlerinin ve kendi günahlarının sayısını muhasebe etmeli, nefsinin heva ve heveslerinin, kendisini nasıl perişan edeceğini iyi düşünmeli ve vereceği hesaptan dolayı Allah’tan korkmalıdır.[1] Cenabı hak, Kur’an-ı Keriminde: “Amma, kim Rabbinin makamından korktu, nefsini heva (ve hevesin)den alıkoyduysa, işte muhakkak ki cennet onun varacağı yerin ta kendisidir.”[2]

         Nefis üzerinde dört şey galiptir. Maddi ve manevi gevşeklik, (azaptan) emin olmak, ibadete karşı tembellik, şehvetlere karşı meyl. Bunların ilacı ise Allah korkusudur.[3] Çünkü korku, Allah’ın bir kamçısıdır ki, Cenab-ı Hak, kapısından sapanları, onunla  takviye eder.[4]

         Allah’tan korkmanın kazandırdığı dört büyük nimet vardır. Takva, vera’, mübâdere ve içtihad. Takva: Nefsi, günaha götüren şeyden korumaktır.[5] Vera’: Dünyadan yüz çevirmek; mübadere: Sür’atle hizmet ve vazifelere başlayıp devam etmek[6] içtihad ise: Allah’a kul olmakta, bütün gayretini ortaya koymaktır.[7]

         Allah’tan korkmak, Allah’ın hıfz-u himayesine girmek demektir. Allah’a vereceği hesaptan korkan için, kıyamet dahi bir rahmettir. Bu şuurda olan kimse, “kıyamet kopacakmış” haberini aldığı zaman değil, aksine kıyamet kopmayacakmış haberini duyduğu zaman telaşa kapılır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Kim Allah Tealadan korkarsa, Cenab-ı Hak her şeye, o kimseye karşı korku verir. Kim de Allah’tan korkmazsa, Cenab-ı Hak o kimseyi her şeyden korkutur. [8]

Denilmiştir ki: Eğer sana biri, “Allah’tan korkuyor musun?” diye sual ederse, sakın cevap verme, sus. Çünkü “evet” dersen, yalan konuşmuş; “hayır” dersen küfre girmiş olursun.[9] Cenab-ı Hakk’tan hakkıyla korkmak elbette mümkün değildir. Zaten Allah-ü Tealanın emri: “Gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun!..” [10] şeklindedir. Fakat sadece musibet ve bela zamanında değil, her halükarda bu gayret içinde olmak icabeder. Peygamber Efendimiz (S.A.V) : “Darlıkta ve varlıkta Allah’tan kork”[11] buyurmuşlardır.

         Sıddıkların korkusu; her düşünce ve harekette, kötü akıbetten korkmaktır.[12] Kişi ömür boyu müslüman olarak yaşar. Fakat son nefesinde iman nimetinden mahrum olarak Ahirete göçebilir. O halde müslüman, son nefes dahil, gayret ve çalışmasında noksanlık göstermemelidir. İsa bin Yunus rh, İmam-ı Azam hazretleri hakkında şöyle buyurmuştur: “İmam-ı Âzam hazretlerinin ilk içtihadı Allah-ü Tealaya zerre kadar isyan etmemek ve şer’an muhterem olan şeylere, layık olduğu şekilde hürmet ve tazim göstermektir…”[13]

Muhterem Müminler!

         Cenab-ı Hakk’ın rahmeti, gadabı üzerine sebkat etmiştir. Rahmet ayetleri, azap ayetlerinden çok olduğu gibi, “ümit” hadisleri de, “korku” hadislerinden daha fazladır.[14] Ancak mümine yakışan ümit ve korku arasında yaşamaktır. Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Müminin ümit ve korkusu tartılsa, birbirine eşit gelirlerdi.”[15], buyurmuşlardır.

         Hadis-i Kudside de: “İzzetim ve celalim hakkı için, bir kulda iki korku ve iki emniyet bir araya gelmez. Kul, dünyada benden korktuğu zaman, ben onu kıyamet gününde azabımdan emin kılarım. Dünyada benim azabımdan emin olduğu zaman, kıyamet günü onu (azabım ile)  korkuturum.[16] buyurulmaktadır.

         Cebrail A.S, Allah korkusundan dolayı, dünyadayken ağlayan kimseler hakkında, hesap günü şöyle nida eder: “Dikkat edin. Muhakkak ki fülan, Allah korkusundan ıslanan bir kirpik sebebiyle kurtuldu.”[17] Peygamber Efendimiz (S.A.V) ise, yarın ağlayacak olanları şöyle beyan buyurur:

         “Allah’ın haram kıldığı şeyler(e nazar etmek)ten kapanan gözden, Allah yolunda uyanık duran gözden, Allah korkusundan dolayı sinek başı misli yaş çıkan gözden başka her göz, kıyamet günü ağlayıcıdır.[18]

[1] Abdülaziz Deyrânî, Kitabü’t-Taharetü’ül- Kulup ve’l- Hudu’ (Nüzhetül Mecalis’in Hamişi c.1 s.137 kenar)

[2] Naziât 40-41

[3] Abdülaziz Deyrânî, a.g.e c.1 s.138

[4] Abdülaziz Deyrânî, a.g.e c.1 s.137

[5] Rağıb, Müfredat s.881

[6] Muhammed Salahî, Kamus-u Osmani

[7] Abdülaziz Deyrânî, a.g.e c.1 s.138

[8] Levakıhul Envar s.564

[9] Nüzhetül Mecalis c.2 s.36

[10] Teğabün 16

[11] Münavi, Feyzül Kadir c.1 s.119

[12] Abdülaziz Deyrânî, a.g.e c.1 s.155-156 Süheyl ibn-i Abdullah R.A’ın sözleri.

[13] İsmail Hakkı Manastırlı, Mevahibü’r-Rahman fi Menakıbi’l-İmam Ebi Hanifetü’n-Numan s.126-127

[14] Nüzhetül Mecalis c.2 s.43 (İmam-ı Nevevi Hz.nin tesbiti)

[15] Abdülaziz Deyrânî, a.g.e c.1 s.137

[16] Levakıhul Envar s.564

[17] Nüzhetül Mecalis c.2 s.36

[18] Münavi, Feyzül Kadir c. 5 s.27

http://www.islamguzel.com/wp-content/uploads/2015/08/allah-korkusu.jpghttp://www.islamguzel.com/wp-content/uploads/2015/08/allah-korkusu-150x150.jpgROTALI_KAPTANHutbelerallah korkusu,allahtan kork
Muhterem Müminler! Bu haftaki hutbemiz, Allah korkusu hakkında olacaktır. Allah korkusu, kişi için günahtan koruyan bir kalkandır. Cenab-ı Hakk’ın makamından ve hesabından korkmak, ilim ve amel üzere devam etmeye sevkeder.          Her müslüman, Allah’ın nimetlerinin ve kendi günahlarının sayısını muhasebe etmeli, nefsinin heva ve heveslerinin, kendisini nasıl perişan edeceğini iyi düşünmeli ve...